<center>Sistem Tarayıcınızı Tanıyamadı Sitede Sorun Yaşayabilirsiniz!!! Lütfen Bu Durumu Site Yönetimine Bildirin</center><?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title>CcPortal.Net - Atatürk Köşesi için özet akışı..</title><link>http://www.cayirhancumhuriyet.k12.tr</link><description>abone konusu eklenir</description><webMaster>info@cayirhancumhuriyet.k12.tr</webMaster><copyright>Designed by Levent ULUDAĞ & Ayyildiznet İnternet Cafe Çayırhan - ANKARA</copyright><language>tr-TR</language><item><title>Atatürk Fotoğraf Albümü</title><link>http://www.cayirhancumhuriyet.k12.tr/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=106</link><description>Atatürk Fotoğraf Albümü ...</description><author>ayyildiznet</author><category>Okunma: 124</category><pubDate>31.05.2008 18:33:48</pubDate></item><item><title>Atatürk ve Müze</title><link>http://www.cayirhancumhuriyet.k12.tr/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=105</link><description>ATATÜRK VE MÜZE“Tabiatın esrar dolu sinesine her gün daha çok girmekte olan insan zekası, realiteye kavuşmak için çalışanları tatmin edecek ve insanlık tarihini aydınlatacak ilimler bulmuş ve tespit etmiştir. İşte Arkeoloji ve Antropoloji, o ilimlerin başında gelir. Tarih, bu son ilimlerin bulduğu belgelere dayandıkça temelli olur. Onun içindir ki, bizim tarih belgelerimizin her parçası klasik sayılan kültür eserlerinin de aynasıdır.”Mustafa Kemal ATATÜRKMüzeler, bir ulusun kimliği olma misyonunu taşımasının yanı sıra aynı zamanda uygarlıkları bize bırakan insanların zevklerinin, sevdalarının, düşüncelerinin, inançlarının, davranışlarının, yaşam tarzlarının korunduğu ve bu mirasın geleceğe taşındığı mekanlardır. Geleceği görebilmek için geçmişi bilmek, bir başka deyişle yarınları sadece bugünün değil, geçmişin üzerine de inşa etmek gerekir ki, bu da tarihi yaşatan ve unutturmayan müzelerle sağlanabilir. Müzelerdeki eserler, bir taraftan geçmişi günümüze taşırken, diğer taraftan da tari...</description><author>ayyildiznet</author><category>Okunma: 57</category><pubDate>31.05.2008 16:03:17</pubDate></item><item><title>Görüntüler</title><link>http://www.cayirhancumhuriyet.k12.tr/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=104</link><description>Görüntüler Görüntüler - 1 Görüntüler - 2 Atatürk'ün Doğumunun 125.Yılı...</description><author>ayyildiznet</author><category>Okunma: 65</category><pubDate>31.05.2008 16:02:18</pubDate></item><item><title>Atatürk İnkılapları; Bir Kültürel Reform</title><link>http://www.cayirhancumhuriyet.k12.tr/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=103</link><description>Atatürk İnkilapları; Bir Kültürel Reform Prof. Dr. Mümtazer TürköneGazi Üniversitesi form')' src='http://www.kultur.gov.tr/TR/resimgoster.aspx?DIL=1BELGEANAH=105112RESIMISIM=254-256_page_3_image_0001.jpg' align='left' border='0' alt='' /> Mustafa Kemal Atatürk'ün (1881-1938) Türkiye'nin siyasî kaderinde rol alması, Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'nda yenilmesiyle başlayan dönemde Türk vatanının Mondros Mütarekesi’ni müteakiben işgal edilmesine karşı verilen Millî Mücadeledeki liderliğiyle başlar. Bu liderlik mütareke dönemi İstanbul'undaki çalışmaları bir yana bırakılırsa Samsun'a çıktığı 19 Mayıs 1919 tarihinden itibaren başlatılabilir. Bu itibarla bu yazıda bu tarihten Atatürk'ün ölümüne kadar geçen 19 yıl ele alınacaktır.Bu 19 yıl, sadece Türkiye için değil, bütün dünya için, büyük alt-üst oluşların yaşandığı bir dönemdir. Bu dönemde, Birinci Dünya Savaşı'nda yenilen devletlerin tamamında siyasî rejimler değişmiştir. Savaş, galip gelen ülkelerde de büyük bir tahribat yaratm...</description><author>ayyildiznet</author><category>Okunma: 200</category><pubDate>31.05.2008 16:00:53</pubDate></item><item><title>Nutuk</title><link>http://www.cayirhancumhuriyet.k12.tr/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=102</link><description>1.BölümTürk Yurdunun Genel Durumu Türk Milletinin Yurdunu Savunma Kararı Harekete Geçmek İçin Yapılan Ön Hazırlıklar2.BölümMilli Kongreler ve Gelişen Olaylar Anadolu'nun İstanbul Hükümeti ile İlişkisini Kesmesi ve Diğer Olaylar İstanbul'da Hükümet Değişikliği ve Gelişen Olaylar3.BölümHeyeti Temsiliyenin Ankara'ya Gelmesi Ali Rıza Paşa Kabinesinin Çekilmesi,İstanbul'un İşgali ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin Toplanması İç İsyanlar4.Bölüm Savaş Cephelerinin Durumu İstanbul Hükümeti'nin TBMM Hükümetiyle Anlaşmak İstemesiİnönü ZaferleriSakarya Zaferi 5.BölümBüyük Taarruz'a Hazırlık, Başkumandan Meydan Muharebesi, Saltanatın Kaldırılması ve Gelişen Diğer Olaylar Lozan Barışı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Meydana Gelen Gelişmeler 6.BölümAnkara'nın Başkent Olması,Barış Dönemi Meclisi,Cumhuriyetin İlanı ve Gelişen Olaylar Hilafetin Kaldırılması,Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Meydana Gelen Gelişmeler,Memlekette Huzur ve Güveni Sağlamak İçin Alınan Tedbirler,Gençliğe HitabeTanımlar Biy...</description><author>ayyildiznet</author><category>Okunma: 54</category><pubDate>31.05.2008 16:00:01</pubDate></item><item><title>Sonuç</title><link>http://www.cayirhancumhuriyet.k12.tr/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=101</link><description>SONUÇGerek çağdaş Türk sanat müziği özel danışma toplantısında, gerek Türk musıkisi (sanat musıkisi ve halk musıkisi) özel danışma toplantısında, büyük ATATÜRK' ün ışığında, yukarıdan beri izahına çalıştığımız hususlara paralel olarak alınan kararlar, Türk musıkisinin ileri bir düzeye ulaşması, kaliteli bir düzen içinde yayınlanmasını sağlayıcı özellikle çok sesli Türk musıkisi çalışmalarına yön verecek sistemlerin uygulanmasında bir ön plan niteliği taşımaktadır.İki yönlü böyle bir toplantıya lüzum gören TRT idaresinin, verilen kararlara bağlı kalmak gibi bir taahhütte bulunamayacakları gerekçesiyle uygulanması kesinlik kazanmamış, sadece iki kitap halinde yayınlanarak bir hatıra olarak kalmıştır. Büyük ATATÜRK, en güç inkılap olarak vasıflandırdığı musıkinin, bizdeki durumunu çok iyi ve yakından biliyor, ileri seviyede bir Türk musıkisinin oluşturulması özlemi içinde bulunuyordu. Yüce ATATÜRK, bu büyük insan yaşasaydı, gerçekleştirdiği büyük inkılaplar gibi, musıkimizin de lâyık oldu...</description><author>ayyildiznet</author><category>Okunma: 78</category><pubDate>31.05.2008 15:56:52</pubDate></item><item><title>TRTnin Durumu</title><link>http://www.cayirhancumhuriyet.k12.tr/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=100</link><description> TRT'NİN DURUMUTRT'nin 1973 yılında düzenlediği: I- 2. Çağdaş Türk sanat müziği ve çok sesli müzik özel danışma kurulu,II- Türk sanat ve halk müziği özel danışma kurulu.ÇAĞDAŞ TÜRK SANAT MÜZİĞİ KARARLARI: 1- Çok sesli müzik programları, çoğu kısa ve halkın anlayacağı basit izahlarla sunulması. Senfonik şiir gibi konulu olan eserlerin mutlaka konusu anlatılmalı. Şarkı ve aryalarım metinleri, üç beş cümle ile özetlenmeli. Aryalar yerli sanatçılarla yapılan kayıtlarda mümkün olduğu kadar Türkçe söylenmeli. 2- Eserlerin bölüm ve başlıkları açıklanmalı. 3- Tanınmış müzik uzmanlarına hazırlatılacak izahlı müzik programlarına mümkün olduğu kadar geniş yer verilmeli. Bu izahların fazla teknik, fazla kuru olmaması, esprilerle, hikâyelerle süslenmesi. 4- Çok sesli sanat müziğinden, yalnız matem günlerinde ve felâketlerde yararlanma yoluna başvurulmamalı. 5- Çok sesli müzik programları, radyoların az dinlendiği geç vakitlere itilmemeli. 6- Bestecilerimize Türk halk müziği ve Türk sanat müziği (ge...</description><author>ayyildiznet</author><category>Okunma: 49</category><pubDate>31.05.2008 15:56:26</pubDate></item><item><title>Ünison Koro ve Şefle İdare Tarzı</title><link>http://www.cayirhancumhuriyet.k12.tr/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=99</link><description>ÜNİSON KORO VE ŞEFLE İDARE TARZITürk musıkisinin klasik fasılcılığında kudüm ve tefle (tempo çalgıları) idare tarzı bir geleneğin devamıdır. Bir yenilik olarak nitelendirilen Ünison koro sisteminde (bu deyim rahmetli Mesut Cemil bey tarafından kullanılmıştır.) (Şef)le idare, klâsik tavır ve üslupta bir dereceye kadar yeni bir canlılık getirmiştir. Ancak, burada (şef)in durumu topluluğun karşısına geçip sâdece usul tutmak (vurmak)dan ibaret değildir. Şef odur ki, karşısındaki musıki topluluğunu, eserlerin havasına sokmakta, bilgisi, otoritesi, frenklerin (Vision artistique) dedikleri duygu zenginliğine, zevk üstünlüğüne ve sanat gücüne sahip olacaktır. Genel olarak küçük fasıl-büyük fasıl diye ikiye ayrılan bu musıki toplu icra tarzı, gelenek olarak (tef)le idare edildiği için ayrıca (şef)e lüzum görülmemiştir. Türk musıkisinin eski fasıl düzeninde usul (tutmak-vurmak) üstün tutulduğu için, gerek (tef), gerekse (kudüm) eserlerin usullerinin noksansız olarak vurulmasını sağlayan tempo ça...</description><author>ayyildiznet</author><category>Okunma: 52</category><pubDate>31.05.2008 15:55:50</pubDate></item><item><title>TRT Dışı Yayınlar</title><link>http://www.cayirhancumhuriyet.k12.tr/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=98</link><description>TRT DIŞI YAYINLARGenellikle kendi kurumları amaçlarına paralel olarak musıki yayınları da yapan bu verici istasyonlar, piyasaya sanatçı yetiştirmek gibi, bilerek, bilmeyerek, reklamlarını yapmaktadır. Bu konudaki yayınların hemen bir çoğunu plaktan, ya da banttan yaptıkları için bu plakları ve bantları özellikle piyasadan edindikleri için, piyasa musıkisinin yayılmasına da aracı olmaktadırlar. Musıki yayınlarında disiplinli bir sistem, araştırma ve programcılık icaplarına uygun hareket etmeyen bu çalışmalar, radyo ve televizyon işletmeciliğini elinde tutan TRT'nin denetlemesi altında faaliyet göstermeleri elbette mümkündür. Bu verici istasyonların kendi fonksiyonlarına ait yayınları dışında, musıki yayınları, yapmaları yasaklanamasa bile, özel bir kanunla bu pek âla temin edilebilir. Hiç olmazsa, bu radyoların mesleki faaliyetleri dışında yapacakları musıki yayınlarında programlarını kontrol altında bulundurması mümkündür. Eğer kanunda tersine bir hüküm varsa, tefsire tâbi tutup, önley...</description><author>ayyildiznet</author><category>Okunma: 63</category><pubDate>31.05.2008 15:55:27</pubDate></item><item><title>Piyasa Musıkisi</title><link>http://www.cayirhancumhuriyet.k12.tr/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=97</link><description>PİYASA MUSIKİSİHiç de iç açıcı değildir. Hiçbir kontrole tabi olmayan, kendi başına buyruk, sırf para kazanmak amacına yönelik belli bir zümrenin hüküm sürdüğü bir dünyadır.Piyasa musıkisi, memleketin milli kültür ve sanat değerlerini istismar eden başıboş bir kuvvet halinde faaliyet gösterir. Burada TRT'nin önemli bir vazifesi kendisini göstermektedir. Piyasaya âlet olmamak, kapılarını bu tür musıkiye kapamak gerçek ve kaliteli musıkiye bol bol yer vermek ve böylece piyasanın burnunu kırmaktır. Memleketin kültür ve irfanı, sanat ve ahlâkı üzerinde kötü etkiler yapan piyasa musıki hareketlerini, maddi etkilerden çok mânevî etkilerle önlemek gerektiğine inananlardanım. Sıradan bir memuru sıkı bir imtihana tâbi tutan zihniyet bu başıboş demokrasi madrabazlarını serbest bırakması, en azından memleket kültürünü ve sanatını zedeleyen bir harekete karşı ilgisizlik olarak vasıflandırarak hiç de yetersiz değildir...</description><author>ayyildiznet</author><category>Okunma: 43</category><pubDate>31.05.2008 15:55:01</pubDate></item><item><title>Bizde Hafif Müzik Hareketleri</title><link>http://www.cayirhancumhuriyet.k12.tr/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=96</link><description>BİZDE HAFİF MÜZİK HAREKETLERİBizde hafif müzik adı altında yapılan musıki hareketlerinin bir çoğu batının kötü taklidinden başka bir şey değildir. Yapılan denemeler, Entonasyon yanlışlıkları ile dolu, standardın altında bir özenden ibarettir.Burada küçük bir açıklama yapmakta yarar görmekteyim. Her şeyden önce söylemek gerektir ki, musıkide modern sanat anlayışının elbette ki, tartışılmaya değer yanları vardır. İnsanlar, geçim standardı yükseldikçe zevkte ve kültürde devamlı değişmelere, gelişmelere ve yeniliklere ihtiyaç duymaktadır. Hüner halkın yaratıcı kaynağından alınan (tem)leri, günümüzün gelişmesine ve ihtiyaçlarına uygun bir hava içinde, ama özbenliği ile verebilmektedir. Dâvâ, her şeyden önce milli eğitim ve ahlâk meselesidir. Çoksesli müzik dünyası, hatta elektronik müzik akımları karşısında, elbette ki bizim de ayak uydurmak mecburiyetimiz vardır. Burada insan topluluklarının zevk ve anlayışını, aktüel değerler halinde hesaba katmak gerekir. Bir hüner, marifet ve duygu zeng...</description><author>ayyildiznet</author><category>Okunma: 44</category><pubDate>31.05.2008 15:54:28</pubDate></item><item><title>Batılı Sanatçılar</title><link>http://www.cayirhancumhuriyet.k12.tr/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=95</link><description> BATILI SANATÇILARBatıda birçok sanatçı, kendi öz musıkilerinin temelini, milli kültürlerinin özünden meydana getirmişlerdir. (Çağ, 19. yüzyılı 20. yüzyıla bağlayan zaman içinde) Bunun pek çok örnekleri vardır. Sözgelimi İskandinavya musıkisine yön veren H. Kjerulf (1815- 1868), Edduard Grieg (1843-1907), Çek musıkisinin ünlü ustalarından Smetana (1824- 1884) ünlü Rus bestecisi Çaykovski (1840- 1893)., Granoda Tarina, Manuel de Folla gibi İspanyol musıkisinin başlıca ustaları ve B. Bartok (1881- 1945) hemen akla gelen sanatkârlardandır.Batının Türk musıkisine hayran olduğu çağların ustaları Itrîler Dedeler, bugün yaşamış olsalardı, batı sanatına ilgisiz kalırlar mıydı? Nitekim koca Itrî, Akdeniz'den gelen tutsaklar arasında, batılı musıkicilerden faydalanmanın yolunu bulmuştur....</description><author>ayyildiznet</author><category>Okunma: 76</category><pubDate>31.05.2008 15:54:09</pubDate></item><item><title>Klasik Fasılcılıkta Ünison Koro Sistemi</title><link>http://www.cayirhancumhuriyet.k12.tr/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=94</link><description>KLASİK FASILCILIKTA ÜNİSON KORO SİSTEMİBugün, Türk musıkisinin tarihî geleneği olan klâsik fasılcılıkta, yeni bir gelişme sayılan ünison koro düzeninde, klâsik ağız, tavır ve üslvveeucirc;pta, bir dereceye kadar değişikliği ön gören bin nüans zenginliği ve (şef)le idare tarzı, icraya az çok canlılık getirmiştir. Rahmetli Mesut Cemil'in uyguladığı bu sistem geliştirilerek, sadece çalgılarda yapılan aralıklı hareketler, çoksesliliğe bir adım olarak nitelendirilmekte ise de, bu hareketin ses gruplarına da uygulanması söz konusudur. Sözgelimi erkek, kadın seslerine uygun düşen (la-mi-la-re) gibi elverişli aralıklı seslerle gruplandırmak, karar perdesi üzerinde dem tutturarak sıra yürüyüşlere ve bu arada sololara yer vermek, özellikle (terennüm ve bağlantı- nakarat) kısımlarında küçük kanon denemeleri ve elverişli (tem)leri aynı zamanda icra ettirmek, türk zevkine ve anlayışına ters düşmeyecek, tersine Türk kulağı çoksese karşı ilgi gösterecektir. Bize göre bu denemeler Türk musıkisinin ken...</description><author>ayyildiznet</author><category>Okunma: 41</category><pubDate>31.05.2008 15:53:50</pubDate></item><item><title>Musıkide Çokseslilik</title><link>http://www.cayirhancumhuriyet.k12.tr/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=93</link><description> MUSIKİDE ÇOKSESLİLİKMusıkide ileri ve teknik bir kavram olan çoksesliliğe yönelik gelişkin bir tarzın uygulanmasını engelleyen başlıca etken, bizde ötedenberi sürdürülegelen Alaturka-Alafranga çekişmesi olmuştur.Batıya yönelişte, Türk musıkisini, kendi özyapısındaki kültür canlılıklarıyla, milli ve toplumsal değerlerinden alan yeni çığırın açılamasında, elbette ki yeni çalışmalara ihtiyaç vardır. Kendi öz kültürünü ihmal ve inkâr eden bir sanat, kişiliğini ve varlığını koruyamaz. Çoksesli Türk musıkisinin yayılmasını sağlamak amacıyla yapılacak armonizasyonlarda tutulacak yol nedir? Her şeyden önce belirli kurallara göre, belirli sistem içinde, çokseslilik akımının teşvik edilmesi gelir. Geleneklere ters düşen bir takım özentili denemelerden sakınarak, özellikle folklor konularını işleyen müzikli oyunlar, sözgelimi küçük operetler ve müzikal hareketlere yer verilmesi, akla gelen ilk çâredir. Musıki sadece kulak zevkini üstün tutan bir zevk geleneği ve eğlendirme vasıtası olmaktan öte,...</description><author>ayyildiznet</author><category>Okunma: 37</category><pubDate>31.05.2008 15:53:29</pubDate></item><item><title>Özetleme</title><link>http://www.cayirhancumhuriyet.k12.tr/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=92</link><description>ÖZETLEMEYukarıdan beri ATATÜRK'ten HvveeAcirc;TIRALR başlığı altında arzettiğim bilgilerim, özellikle ATATÜRK'ün musıki anlayışı ve görüşlerinin ışığı altında düşüncelerimi, özetlemeğe çalışayım.Dr. Karl Jansen adında bir düşünür: Musıkinin estetik duyguların gelişmesine yardım etmesinden başka, ahlâkî kuvvet ve tesiri o kadar büyüktür ki, onu halk kitlelerinin anlayıp faydalanabilecekleri şekle sokmak mecburiyeti vardır diyor.Bu sözün ifade ettiği gerçek, her şeyden önce, musıki sanatkârının üstün kabiliyetini musıki, sâdece kulak zevkini üstün tutan bir araç olarak değil, aynı zamanda şekle ait niteliklerini, düşündürücü yanı, kültür canlılığı, zevkte ve kültürde üstün seviyeye ulaştırabilecek ve yaygın eğitim vasıtası olabilecek canlılığı ile düşünmek gerekir.Bilinen bir gerçektir ki, temel kaynak olarak dil, tarih, edebiyat, her sanat, düşünce ve duygu gibi milletlerin özelliğini yapan unsurlar arasında, insan topluluklarının ve ırkının büyük sentezi görülür.Büyük ATATÜRK, bunu der...</description><author>ayyildiznet</author><category>Okunma: 61</category><pubDate>31.05.2008 15:52:47</pubDate></item><item><title>Atatürke Sunulan Rapor</title><link>http://www.cayirhancumhuriyet.k12.tr/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=91</link><description>ATATÜRK'E SUNULAN RAPORMemleketimizde bir opera kurulması maksadıyla, o sırada Viyana'da Reinhard Scoule'yi yöneten Max Reinhard davet edilmiş, bu zat daveti kabul ederek memleketimize gelerek tetkiklerde bulunmuş, bir rapor hazırlamış ve bu rapor ATATÜRK'e sunulmuştur.Raporu inceleyen ATATÜRK, üzerine ele yazısıyla Bu raporu esas tutalım kaydını koymuştur. (Musıki Mecmuası 1963 Kasım 189- Etem Üngör, bu raporda şunlar yazılıdır: Türk halkı, dünyanın en eski kültür milletlerinden biridir. Milletin özel bir musıki zevki vardır. Bu zevk zamanla aşınmış, Arap ve Bizans musıkilerinin uyuşturucu havasıyla gerilemiş olabilir. Türk halk melodilerinin ileri ve üstün kıymetleriyle saray musıkisinin monoton havasına rağmen, zengin kaynağını, bu işle biraz meşgul olmuş her yabancı kolayca anlayabilir.Biz bu millete bir opera kurmak istiyoruz. Bu opera zarvveeucirc;ri olarak Bizet'den Vagner'e kadar her çeşit batı eserini temsil edecektir. Bu operatları oynayabilecek ve hatta iyi oynayabilecek kad...</description><author>ayyildiznet</author><category>Okunma: 38</category><pubDate>31.05.2008 15:52:25</pubDate></item><item><title>Atatürkün Türk Musıkisi Anlayışı ve Yorum</title><link>http://www.cayirhancumhuriyet.k12.tr/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=90</link><description>ATATÜRK'ÜN TÜRK MUSIKİ ANLAYIŞI VE YORUMBüyük ATATÜRK'ün Türk musıkisini severek dinlediğini çeşitli hâtıraların ışığı altında belirtmeğe çalıştık.ATATÜRK, her şeyden önce, milli ve ileri bir Türk musıkisi özlemi içindeydi.Daha önce de belirttiğimiz gibi, radyolardan (ah) lı (of) lu şarkı ve türkülerden şikâyetinde yerden göğe kadar haklıydı.Ben bizzat saymışımdır. Bir şarkıda tam onsekiz (ah) ve (of) vardı.Bizim bir mehter musıkimiz vardı. Çalındığı zaman yer gök inlerdi. Musıkiyi savaşa sokan ilk millet Türklerdir.Düşmanın ilk hedefi mehteri susturmak olmuştur.İlk egemenlik növbetlerinin vurulduğu, davlumbazların gümbürlediği serhat boylarında, savaş meydanlarında düşmanın tedbirini şaşırtan bir musıki olmuştur.ATATÜRK, hiç şühsezi, bu duygu zenginliği ve yürek bütünlüğü ile böle bir musıki ruhunun gelişmesini istiyordu.Musıkide (yeni değişikliğe ölçü olarak) gösterdiği yolu çizerken de, bu ATALAR musıkisinin işlenmesindeki çareyi de ortaya koymuş oluyordu.Büyük ATATÜRK bir toplantıd...</description><author>ayyildiznet</author><category>Okunma: 40</category><pubDate>31.05.2008 15:52:04</pubDate></item><item><title>Atatürkün Şeref Verdiği İlk ve Tek Musıki Konseri</title><link>http://www.cayirhancumhuriyet.k12.tr/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=89</link><description>ATATÜRK'ÜN BİZZAT ŞEREF VERDİKLERİ İLK VE TEK TÜRK MUSIKİSİ KONSERİATATÜRK, Sarayburnu'ndaki öfkeli sözlerinin yanlış anlaşıldığını çeşitli vesilerle fîlen de göstermişlerdir.Cumhurbaşkanlığı fasıl heyetini kaldırmamışlar, aksine takviye etmişlerdir.Bir akşam Celal Bayar'ın evinde dinlediği Tanburî İzzettin Ökte'yi heyete aldırmış, birara saz heyetinden ayrılan Santuri Zühdü Bardakoğlunu tekrar heyete almıştır.Her fırsatta amatör, profesyonel bir çok sanatkârı, Ankara'da ve İstanbul'da huzurlarına davet ederek dinlemişlerdir. Münir Nurettin, Safiye Ayla, Müzeyyen Senar, Melek Erdik gibi Türk musıkisinin yıldızları mesabesindeki sanatkârları sık sık dinlemişlerdir.ATATÜRK'ün ilk kez huzurlarıyla şeref verdikleri Türk musıkisi konserinin bizzat kendisi tarafından düzenlediği söylenir.Bu konser Ankara radyosu sanatçılarından Melek Erdik'in konseridir. ATATÜRK Cumhurbaşkanı olduktan sonra hemen hemen dışarıda hiçbir musıki konserine gitmemişlerdir. Yerli yabancı dinlemek istedikleri sanatk...</description><author>ayyildiznet</author><category>Okunma: 48</category><pubDate>31.05.2008 15:51:43</pubDate></item><item><title>Atatürk : Bu Musıki Bizim Heyecanımızı İfade Etmekten Uzaktır Sözünü Niçin Söylemiştir?</title><link>http://www.cayirhancumhuriyet.k12.tr/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=88</link><description> ATATÜRK: BU MUSIKİ BİZİM HEYECANIMIZI İFADE ETMEKTEN UZAKTIR; SÖZÜNÜ NİÇİN SÖYLEMİŞTİR?Yıl 1928. Ağustos ayı. Çok iyi hatırlıyorum. İstanbul hayır kurumlarından biri (ya Çocuk Esirgeme Kurumu, ya da Tayyare cemiyeti olacak, kesin olarak hatırımda değil) Sarayburnu'nda, park gazinosunda büyük bir müsamere (eğlence) düzenlemiştir. Bu eğlenceye iyi bir orkestra, ayrıca o tarihte memleketimizde bulunan (belki de özel olarak davetli bulunan) Mısır'ın meşhur muganniyelerinden Müniret-ül Mehdiye de saz ekibiyle oradadır.Müsamereyi şereflendiren ATATÜRK sahneye yakın bir yere buyur edilmiş, halkın coşkun alkışları ve yaşa bağırışlarına karşı o sevimli gülücükleriyle selâmlar vererek yerlerini almışlar.Orkestra ATATÜRK'ün sevdiği parçaları, bu arada Toska operasından aryalar çalıyor ve çekiliyor.Arap şarkıcı, arkadaşlarıyla beraber sahnede. Arapça şarkılar okuyor. ATATÜRK Şam'da bulunduğu sırada dinlediği Arap musıkisinden de hoşlanmaktadır.Arap şarkıcı ATATÜRK'e bir cemile olmak üzere, evveld...</description><author>ayyildiznet</author><category>Okunma: 41</category><pubDate>31.05.2008 15:51:20</pubDate></item><item><title>Atatürkün Dinlenmekten HoşlAndığı Şarkılar</title><link>http://www.cayirhancumhuriyet.k12.tr/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=87</link><description>ATATÜRK'ÜN DİNLEMEKTEN HOŞLandIĞI ŞARKILARYıllar geçti, tereddüdüm bir türlü zihnimden silinmedi.Tâlih bana, bu sahada büyük bir lütufda bulundu. ATA'mızın harp akademisinde iken, sınıf arkadaşlarından ve kolağası iken vefat eden Selânikli Tevfik bey, bilahare nakliye müfettiş-i umvveeucirc;misi iken vefat eden Hayri bey ve bilahare Pırag sefiri iken vefat eden Süleyman bey, yine ATA'nın sınıfından Köprülü İsmail Hakkı bey, süvari albaylarından emekli Arif bey ve ATA'nın bir sonraki sınıfdan Suat bey ve daha bâzı gençler, elverişli zamanlarında toplanırlar, Selanikli Tevfik bey kendilerine eser geçer ve Hayri beyle Suat bey ud, Arif bey ney çalar, ATATÜRK de bu amatör fasıl takımının içinde okurmuş.Bu hatıraları nakleden merhum Neyzen Burhanettin Ökte ATATÜRK'ün sevdiği ve bizzat okuduğu şarkıları, gazel ve türküleri şöyle sıralamıştır.1) Ben şehid-i bâdeyim dostlar beni yâdeleyinTürbemi meyhâne enkaziyle bünyâd eyleyinGasl olunmaz mâ ile gerçi şehidân-ı vegaYıkayın mey'le beni bir mez...</description><author>ayyildiznet</author><category>Okunma: 92</category><pubDate>31.05.2008 15:50:58</pubDate></item><item><title>Atatürkün Musıkiciliği</title><link>http://www.cayirhancumhuriyet.k12.tr/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=86</link><description>ATATÜRK'ÜN MUSIKİCİLİĞİBüyük ATA'nın huzurlarında bulunduğum süre zarfında, bir husus daima zihnimi işgal etmiştir.ATATÜRK musıkiye bu kadar vakıf ve şarkılarımızı pek güzel okuyor, hatta bir çok musıki kaidelerini, pek çok amatör sanatkârlardan daha iyi biliyor, meselâ Rast makamından: (Hâ Rast makamından: (Hâbgâh-ı yâre girdim arz içün ahvâlimi) Uşşak makamından: (Câna râkibi handân edersin), Nihavent makamından: (Dil seni sevmeyeni sevmede lezzet mi olur), Şedereban makamından: (Bâde-i vuslat içilsin kâse-i fağfvveeucirc;rdan), Hicaz makamından: (Pencere açıldı Bilal oğlan) ve diğer sevdiği şarkı ve Türküleri kimsenin yardımına ihtiyaç duymadan pek güzel okur, bu makamlardan sesiyle taksimler yapardı.Meselâ bir gün taksimi şu şekilde ifâde etmişlerdi: Taksim, usul kaideleri dışında ve makam kaidelerine riayet edilerek, sanatkârın hissiyatını ifade etmesine denir.Bu kadar güzel ve veciz bir tarifi, bir çok üstadlardan duymadım. (Bu konuda benim notum: ATATÜRK, üstün zekâsı ve dehâsıy...</description><author>ayyildiznet</author><category>Okunma: 95</category><pubDate>31.05.2008 15:50:36</pubDate></item><item><title>Türk Halkının Atatürk Sevgisi</title><link>http://www.cayirhancumhuriyet.k12.tr/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=85</link><description>TÜRK HALKININ ATATÜRK SEVGİSİHalk haber almış. Havanın kararmasına rağmen caddeyi doldurmuş. ATATÜRK'ü çılgınca alkışlıyorlar.ATATÜRK, saz heyetinin şefi Hafız Yaşar'ı yanına çağırdı, en neşeli eserleri çalıp okumamızı emretti.Herkes neşe içinde. Gece yarısına yakın, halk bir türlü yalının önünden ayrılmıyor. Bu hava ulvî bir manzara yaratıyor.ATATÜRK elinde kadehi balkona çıktı. Necmettin bey, evde ne kadar içki var, bira varsa dışarıdaki halka dağıttı.ATA çok sevdiği halkla karşılıklı içiyordu. Birara eliyle halkı selamla**** ve bir işaret yaparak halkı susturdu. Aşağı yukarı şunları söyledi:- Benim için bazı bedbahtlar (kötü niyetliler) hastadır, mefluçtur diye dedikodu çıkarmışlar. Görüyorsunuz, karşınızda sağ ve sapasağlam bulunuyorum. Şunu biliniz ki, milletimin tam refahını görmeden ölmeyeceğim.Bu sözler hepimizi coşturmuş ve gözlerimizi yaşartmıştı.Sabaha karşı, güneş doğarken, hâlâ sokakları dolduran halkın coşkun tezâhüratı arasında yata bindiler. Kendisini selâmlayan halka i...</description><author>ayyildiznet</author><category>Okunma: 49</category><pubDate>31.05.2008 15:50:14</pubDate></item><item><title>Atatürkün Gözlerini Yaşartan Sahne</title><link>http://www.cayirhancumhuriyet.k12.tr/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=84</link><description>ATATÜRK'ÜN GÖZLERİNİ YAŞARTAN SAHNEATA'mızın İstanbul ikinci seyahati, biraz da zaruret icabı olmuştu. Felç hastalığına uğradı gibi söylentiler çıkarmışlar ve bu asılsız şayia memlekete yayılma istidadı göstermiş. Bu yüzden 1928 senesi yaz mevsimi ilerlemiş olmasına rağmen, acele İstanbul'a hareket ederek Dolmabahçe sarayına gelmiştik.İlk akşam sarayda, mutaddan çok davetli var. ATATÜRK bu gece, yine de neşeli. Mütemadiyen çalışıyoruz. Bir çok eserleri bizzat okuyor:Öyle bir âfet-i yektây-i emelsin meleğimBakamam gözlerine çünki erir göz bebeğimAkıtam göz yaşımı pâyine bir secdeberimBakamam gözlerine çünki erir göz bebeğimŞarkısını istediler.Nakarat kısmına gelince, işaret etti, durduk. Güfteyi tekrar ettirerek, bu şarkının nakaratı olar:Bakamam gözlerine çünki erir göz bebeğimsözü bu şekilde olmalıdır dedi:Bakarım gözlerine sonra erir göz bebeğimve bir kere de böyle okumamızı istedi, okuduk.Boğazın Rumeli sahilini takibediyoruz. Yat sahile çok yakın seyrediyor. Arnavut köy önlerine ge...</description><author>ayyildiznet</author><category>Okunma: 41</category><pubDate>31.05.2008 15:49:47</pubDate></item><item><title>Söğütlü Yatı ve Bir Şarkının Sözleri</title><link>http://www.cayirhancumhuriyet.k12.tr/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=83</link><description>SÖĞÜTLÜ YATI VE YİNE BİR ŞARKININ SÖZLERİİlk defa söğütlü yatı ile gezmeye çıkıyoruz. Bu zarif yatın baştarafında, büyük bir hayranlıkla boğazın güzelliklerini seyrediyorum. Denize karşı olan büyük sevgim beni evimizin penceresinden ayırmaz, rahmetli anama daima Dolmabahçe sarayının önünde demirli yatan bu güzel yatı sorar ve aldığım cevaplardan, bu yata binmek için, muhakkak padişah olmak gerektiğini öğrenir ve hiçbir zaman, bu yata binemeyeceğimi düşünerek üzülürdüm.Çocukluk hâtıralarımı canlandırarak, talihin garip cilvesini düşünürken yanıma yatan baş makinisti geldi. Yüzbaşı rütbesinde bu genç denizciye, çocukluk hatıramı naklettim. Meğer bu genç subayın da bu konuda garip bir hikâyesi varmış. Mektepten çıktığı tarihlerde, bu yatın süvarisi ve baş makinisti padişahlarda bir cemile olsun diye, Amiral rütbesinde olanlar seçilirmiş. Bizim genç denizci; Aaah dermiş, bu yata bir baş makinist olabilsem. Duası kabul edilmiş, yata önce makinist sonra da baş makinist olmuş, ama Amiral olam...</description><author>ayyildiznet</author><category>Okunma: 39</category><pubDate>31.05.2008 15:49:24</pubDate></item><item><title>Yazı Değişikliği ve Atatürkün Titizliği</title><link>http://www.cayirhancumhuriyet.k12.tr/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=82</link><description>YAZI DEĞİŞİKLİĞİ VE ATATÜRK'ÜN TİTİZLİĞİATATÜRK ile yaptığımız üç İstanbul seyahatinden birincisi harf inkılabına tesadüf eder. ATA, İstanbul''a gelir gelmez, bütün maiyet erkânına ve huzuru mutad zevata, hizmet edenlere, yazı makinesiyle çoğaltılmış birer alfabe dağıtarak, yeni Türk yazısının çabuk öğrenilmesini emretmişlerdi. Bu alfabe dağıtıldıktan bir iki gün sonra, müzâkere ve imtihanlar başladı. Evvela salona konulan yazı tahtası başında, sofracıdan, huzurumutad zevata kadar, herkes yazılı imtihana tâbi tutuldu. Yazılı imtihanın mevzuu, Karadeniz marşıydı.Karadeniz KaradenizGelen düşman değil bizYarım asır beklediğinBarbaros'un hafidiyizOnun sana selâmı varDiyor ki düşmanın ne canı varKovsun onu sularındanOrda Türk sancağı var.Hepimiz önümüzdeki kâğıtlara yazmaya başladık. Gerek bizim arkadaşlardan, gerekse hazır bulunan zevatdan, lâtin harflerini bilenler, kolayca ve çabuk derslerini yazdılar. Fakat bilmeyenlerin önünde bir tek harf bile yazılı olmadığı görülüyordu.ATATÜRK, ilk ...</description><author>ayyildiznet</author><category>Okunma: 48</category><pubDate>31.05.2008 15:49:00</pubDate></item></channel></rss>